Kendisine “aşık”, “ozan” ve “sevdalı” denildiğini belirten Akden, “Bu işi severek yapıyorum. İlkokul çağında başladım. Sesimi yanık buluyorlardı, bu yüzden beğeniliyordum. Babam da bu yolda beni teşvik etti” dedi.
Babasının da zamanında köy meydanlarında düğünlerde saz çaldığını belirten Akden, “Eskiden elektrik yoktu, düğünler kış girişinde yapılırdı. Isınmak ve aydınlanmak için meydanlara ateş yakılırdı. Babam da oralarda çalardı. Yıllar geçse de sesimizi unutmadık. Burası 7’den 70’e herkesin derdini unuttuğu bir yer olsun istedik. Zaten daha önce de başka bir işletmem vardı. Orada da sesimden dolayı tanınıyordum. Şarkılar, türküler eksik olmazdı” ifadelerini kullandı.
Sabahları heyecanla işe geldiğini söyleyen Akden, “Sabah işime erkenden gitsem diye uykularım bile bölünüyor. Hala ilk günkü heyecanımı yaşıyorum. İnsanlara güler yüz göstermek şart. Ben de bunu seviyorum zaten. Gelen herkesle sohbet ediyoruz. Yerli ve yabancı turistler de sağ olsunlar geliyor. Zevk alarak yapıyorum bu işi. Hayat zaten yeterince zor, daha da zorlaştırmanın anlamı yok. Ben sanatın, özellikle müziğin çok şeyi değiştirebileceğine inanıyorum. Müzik her şeyin orta yoludur benim için” diyerek duygularını paylaştı.













