Bakımevlerindeki hayvanları sahiplendirme çağrısında bulunan Gül; "Bir hayvanı sevmenin karşılığı maddi ya da manevi kayıp değildir" dedi.
Kısırlaştırmanın sonucu sayesinde hayvanlara karşı oluşan fikir ayrılıklarının ortadan kalkacağını belirten Gül; "Bir insanı hayvandan ayıran şey vicdandır. Bir hayvan açlıktan ölmesin diye bir kap su bir kap mama verildiğinde popülasyon artışının suçlusu konumu oluşuyor. Halbuki yeni popülasyon oluşmasaydı, olması gerektiği gibi kısırlaştırmaya önem verilseydi ve bu konuda yaptırım uygulansaydı herkes ortak noktada buluşacaktı. Bu sayede de sokakta bulunan kısıtlı sayıdaki hayvan da herkes tarafından sevilip zararsız bir şekilde yaşamına devam edecekti. Belediyelerin çoğu maddi durumu olsa da olmasa da kısırlaştırma yapmadı. Üremelerin tek sebebi yalnızca sokakta yaşayan hayvanlar da değil. Ormana atılanlar da insanların yaşadığı alanı buluyor. Zaten içgüdüsel olarak da insanı korumak istiyor. Bilinçsiz ailelerin ve öğrenci kesimin de bu konuda payı büyüktür. Yasalar ve yaptırım uygulanmadığı müddetçe de çipli de olsa çipsiz de olsa hayvan ya sokağa ya da ormana bırakılıyor. İnsanlarda bıraksam ne olacak düşüncesi hakim. Korku olsa o hayvanı ya bırakmaz ya da en başından hiç almaz" dedi.
Her hayvanın özellik ve karakterine göre yaşam alanlarına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Gül; "Yurtdışı konusunu da çok dillendirip sokakta köpek olmamasını fazlasıyla öne sürüyorlar. Sahipsiz hayvan yok sanmasınlar. Yasaları çok sert. Orada bir çocuğa hayvan hediye etmek çok büyük bir risktir. Hapis cezasına kadar gidiyor. Hayvanın sadece o gününü düşünmemek gerekiyor. İleriye dönük düşünerek ben bu hayvanla 15 yıl yaşayabilirim demek lazım. Hayvanın nerede sorgusuyla hayvan sahibini bakımları için denetliyorlar. Zamanında da İstanbul'da yapılan toplama faaliyetleri de bir işe yaramamış yine de üreme devam etmiştir. Güncel kanun çok hızlı ve altyapısız bir şekilde uygulamaya geçtiği için hayvanlar yaşatılamıyor. Bu sebeple de dışarıdaki canları olabildiğince sahiplenelim ve ölüme göndermeyelim. Çünkü hayvanların yaşam şartları ister istemez düşük düzeyde kalıyor. Birbirlerine saldırıp parçaladıkları da oluyor. Fakat çoğu barınağın da ayrı ayrı koyacak alanları mevcut değil. Sahiplenme ve kısırlaştırma durumunda ise ömürlerinde geçirecekleri belirli güzel günler katmış ve emanetlerimize sahip çıkarak sevap işlemiş oluruz. Herkes sahipleneceği hayvanın boyutunu, huyunu ve karakterini bilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Hayvan sahiplenmek isteyip maddi kaygı yaşayan insanlar için de açıklamalarda bulunan Gül; "Herkes evinde bakacak diye bir kaide yok. Bahçede sokakta da bakarak kısırlaştırma ve yeme içmesini kontrol edebilir. Çünkü birçok kişinin bakımı karşılamaya imkanı olmasa bile herkesin kendi yemeğinin artığı da olsa fazladan 1 tabak yemeği vardır. Bunu aç bir karından esirgemek kişiye hiçbir şey katmaz. Ama paylaşmak, büyük bir merhameti kendine kattığı gibi çevreye de katarak büyütür. Bir hayvanı doyuracak yemek çöpe gitmesin. İlla ki mamaya gerek yok. Senin imkanların neyse o da sana eşlik ederek senin imkanlarına yoldaş olur. Bir hayvanı sevmenin karşılığı maddi ya da manevi kayıp değildir. Bakımevlerinde cinslerden tutun yavrusundan yetişkinine her türde can var. Onları birinin gelip kurtarmasını istiyor. Onların kahramanı olalım" diye konuştu.
Tek çözüm kısırlaştırma
Isparta Hayvan Koruma Derneği (ISHAYKO) Başkanı Aynur Gül, sokaklarda hayvan popülasyonunun artışının engellenmesi için tek çözümün kısırlaştırma olduğuna dikkat çekti.
Bunlar da ilginizi çekebilir