Tarımdan alınan verimin günümüzde gelir sağlamadığını belirten Bodur; “Bu yıllar içindeki mali değişimler sonucu talepler büyük oranda değişti. Mahsul çiftçilerin planladığı geliri sağlamıyor, getirisi kalmadı. Dört yıl öncesine kadar 200 liraya sattığım gübre şu anda 2 bin liralık bir girdi maliyetine dönüştü. Moraller bozuk, su yok, verim sınırlı. Verim alınsa bile para etmiyor. İhracat ve ithalat konusunda açılmak gerekiyor. Domatesin maliyeti 15 lirayken 5 liraya satılan domates çiftçiyi kurtarmaz. Çiftçi kazanamazsa da tarımdaki çark dönmez” dedi.
‘ÜRETMEYEN ÜLKE BATMAYA MAHKUMDUR’
Bodur, maliyet artışlarının ödeme dengelerini bozduğunu belirterek; “Kimse belirlediği çek, ödeme ve senetleri karşılayamaz hale geliyor. Benim fikrimce, üretemeyen ülke batmaya mahkumdur. Çiftçinin önü hiç açılmadığı kadar açılmalıdır. Bu nedenle topraksız tarım düşünceleri ortaya çıkıyor. Topraksız tarım güzel bir yöntem olmasına rağmen maliyet açısından yine zorlayıcı durumlar yaşanıyor. Bu tarım biçiminin eğitimi, sistemi ve altyapısı ciddi maliyetler gerektiriyor. Topraksız tarım, tarımda problem yokken alternatif olarak kullanılırsa güzel olur; fakat son çare olarak başvurulması bir şeyi değiştirmez” diye konuştu.
‘SON 3 YILIN EN KÖTÜ DÖNEMİ’
Motivasyon kaybı yaşayan çiftçinin, yaşadığı engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Bodur; “Borçlar ödenmiyor. Birinci tarlasından gelir elde edemeyen çiftçi ikinciyi satmak zorunda kalıyor. Bizim bile satışlarımız yüzde 40 düştü, son 3 yılın en kötü dönemlerini yaşıyoruz. Eskisi gibi ‘tarım hep var, hep olacak’ diyemiyoruz. Yarın kimin tarlayı satacağı, kimin kepenk indireceği belli değil. Tarımda yaş ortalaması 50’nin üstünde, gençler teşvik edilmediği için sektöre yönelmiyor. Tarım ve hayvancılığa bağlı meslek grupları emeğinin karşılığını alamıyor. Yüzde 20’lik kâr marjıyla ayakta durmaya çalışıyoruz ama ne kadar süreceği bilinmez. Bugün ziraat mühendisleri bile kendi mesleği dışında işlerde çalışarak geçinmeye çalışıyor,” ifadelerini kullandı.