Antalya günümüzde yörüklerin müteşekkil olduğu köklü şehirlerimizden birisidir. Sadece Antalya değil buna Mersin, Aydın ve daha başka illerimizi de katmamız gerekli.

Çoğu kişi bu illerimizin köklerini oluşturan yörüklerin Isparta’dan gittiğini bilmez. Antalya yörüklerinin iskân coğrafyaları bir dönem Eğirdir, Akşehir, Beyşehir’i de içine almak suretiyle Anamas yöresidir.

Dönemdeki Hamid Sancağı yani Isparta Antalya yörüklerinin ilk ata topraklarıdır. Bahsettiğimiz yöredeki topraklar 1100’lerin sonunda fethedilmiş ve Türk toprağı olmuşken, Antalya 1216 yılında kesinleşen bir fetihle Türk toprağı olmuştur.

Yâni Antalya’da daha Türkler yokken, Venedikliler ticaret yaparken, Yörükler Anamas Dağları’nda tuluk dövüyordu.

60’lı yıllarda İstanbul’a gelen Macar Ferenc Ispay bir kiliseyi gezer. Kilisede tesadüf olarak Macar Papaz Janos Vendel ile karşılaşır ve derin hürmet dolu sohbetleri gerçekleşir. Neticesinde papaz ve bu ziyaretçisine bir ödev verir. Türkiye’de Macarköy adında bir köy olduğunu bu köyü bulmasını ve adının neden Macarköy olduğunu araştırmasını ister. Ispay oldukça meraklanmış ve bu köyü bulmaya karar verir. Tabi dönemde internet yok, ulaşım sıkıntılı, bilen az.

Kimse sorduysa bir cevap bulamaz. En son Ankara Üniversitesi’nde bir tavsiye üzerine Antalya Gazipaşa civarına yönelir.

Tabi yine Macar olan Béla Bartók 1936 sonbaharında birkaç Yörük aşiretini kışladıkları Adana, Mersin, Osmaniye ve Çardak’ta ziyaret ederek halk türkülerin derlemiş ve bu türküler ile bazı Macar halk türküleri arasında büyük benzerlikler tespit etmiştir.

Bunun verdiği merakla binbir zorlukla Macarköy’ü yani bugünkü Gebiz’e ulaşır.

Yayladan dönen yörük kervanlarını bekler ve yörüklerin ses kaydını alır.

Küçükataş namında bir yaşlı bir yörük Gebiz’in tarihini anlatır. Yörük atalarından duyduğu hikâyeyi anlatır.

“Atalarımız Macaristan’dan 420 yıl önce ayrılıp İstanbul Gebze’sine gelmişler.

Orada yerleşerek köy kurmuşlar. Yakın bir Çerkes köyü halkı ile araları açıldıktan sonra köyden ayrılıp Isparta’ya yakın Sorkun yaylasına kaçmışlar. Orada yer tutup kışlak

arayarak burasını bulmuşlar. Yazın yaylaya çıkıp kışın buraya, sahilin yakınına inmişler.”

Tabi hikâye uzun, ama bu hikâyede önemseyeceğimiz yer şu ki Balkanlardan gelen Türklerin Sorgun yaylasında akrabalarının yanına geldiği sözlü anlatımlarında mevcuttur. Yani Balkanlara da bu gölgeden gittiklerini halen hikâye etmektedirler. Sorgun’a gelmelerinin sebebi de orada akrabaları olduğu için güvende hissetmeleriydi.

Yörüklerin hâli hazırda ilk iskânları ve yurtları Toroslardı. Bu yaylaklarda halen hangi yörük aşiretlerinin yerleri var bilinmektedir. Ancak göçerliğin bırakılması ve yerleşik hayata geçilmesiyle artık şehirler de ve mecburen hayvancılığın bırakılmasıyla yörükler tarım ve ticaret yapabilecekleri topraklarına yani Antalya, Mersin, Adana, Osmaniye gibi şehirlere yerleşmişlerdir.

Bugün Aydın’da, Mersin’de, Antalya’da, Adana’da, Osmaniye’de ki yörüklere sorduğunuzda hepsinin mutlaka Isparta ile bir bağları vardır. Geçmişten kalan bir kök vardır. Toros’un buz gibi sularından içmişlikleri de vardır.

ISUBÜ Ailesi Bayramlaşma Programında Buluştu
ISUBÜ Ailesi Bayramlaşma Programında Buluştu
İçeriği Görüntüle

Yörük aşiretlerinin ilk çıktığı yer değildir ama geçiş noktasında bir dönem yurt edindiği yerdir Isparta. Tabi ki sadece şehir olarak Isparta diyemeyiz, Beyşehir, Akşehir, Eğirdir üçgeninde Karamanoğulları’ndan gelen göçer hareketi Akdenizi şekillendiren ve Egeyi de içine alacak 500 yıllık bir yörük hareketinin mihenk taşıdır.

Bekir MANAV 12.10.2025

Muhabir: Haber Merkezi