Kursta geçirdiği ilk zamanlardan endişeler yaşadığını belirterek; “İlk etapta kursta yalnızca kadınlar vardı, acaba zorlanır mıyım diye düşündüm ama hiç zorlanmadım. Abi-kardeş gibi bir ortam oluştu. Yaz döneminde başörtülü arkadaşlarımızın rahat etmesi için genelde balkonda çalıştım” dedi.
Cihan, boş vaktini değerlendirmek için katıldığı kursun hayatına büyük katkı sağladığını belirterek; “Kahvede 4-5 saat boşuna oturmak yerine böyle faaliyetlere katılmak insanı hem zihnen rahatlatıyor hem de yaşlanmayı geciktiriyor. İnsanın hayata bakışı değişiyor, daha yapıcı hale geliyor.” diye konuştu. “Askerlikten gelen düzen ve tertip alışkanlıklarım burada da kendini gösteriyor. Başta ‘Bu kadar kadının içinde erkeğin ne işi var?’ diyen bir arkadaşımız sonradan benden helallik istedi. Kurstan plaket aldım, çok plaketim vardır ama bu gönülden gelen bir şeydi” ifadelerini kullandı.
Yıllarca askerlikte kazandığı disiplinin üretime yansıdığını söyleyen Cihan; “Fikrin beraberliği çok önemli. Her kafadan çok güzel sesler çıkabiliyor. Atıl durumda olan bir şeyi faal hale getirmeyi seviyorum. Bizde eski eşyalar atılmaz, tamir edilir. Bu anlayış evliliklerde bile vardı. Şimdi herkes telefona gömülüyor; oysa bir kulağımızın, bir gözümüzün dışarıda olması gerekiyor” diye konuştu.





