CHP’de Birlik Mesajı: İmzalar Teslim Edildi
CHP’de Birlik Mesajı: İmzalar Teslim Edildi
İçeriği Görüntüle

Son yapılan analizlere göre, göldeki yüksek bakteriyel kirlilik, alg patlamaları ve besin maddesi artışı, suyun sağlıksız hale gelmesine yol açıyor. Uzmanlar, bu kirliliğin sağlık üzerinde ciddi tehditler oluşturduğunu belirtiyor.
Eğirdir Gölü’nde yapılan su analizleri, E. coli ve koliform bakteriler gibi zararlı mikroorganizmaların seviyelerinin oldukça yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2022 yılı raporlarına göre, suyun kirli bölgelerinde 1000 MPN/100 mL gibi tehlikeli seviyelere ulaşan bakteri yoğunluğu, insanların sağlık sorunları yaşamasına neden olabilir. Bu bakteriler, sindirim sistemi enfeksiyonlarından cilt problemlerine kadar bir dizi hastalığa yol açabiliyor.
Bakteriyel kirliliğin yoğun olduğu suya giren kişilerde mide bulantısı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları görülebilir. Ayrıca, ciltle temasta alerjik reaksiyonlar ve cilt enfeksiyonları da riskler arasında yer alıyor.
Eğirdir Gölü'ndeki su kalitesinin bozulmasına yol açan bir diğer önemli faktör ise eutrofikasyon sorunudur. Eutrofikasyon, gölde fazla miktarda besin maddesi (özellikle azot ve fosfor) bulunması sonucu alglerin hızla çoğalması ve suyun oksijen seviyesinin düşmesidir. Bu durum, balık ölümlerine ve ekosistemin dengesizleşmesine neden olur.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2022 yılı Su Kalitesi Raporu’na göre, gölde fosfor seviyesi 0.1 - 0.3 mg/L, azot seviyesi ise 0.5 - 2.0 mg/L arasında ölçülüyor. Bu seviyeler, göldeki suyun sağlıksız hale gelmesine ve alg patlamaları gibi çevresel sorunlara yol açmaktadır.
Fosfor ve azot seviyelerinin yükselmesinin başlıca sebepleri arasında, tarımsal faaliyetlerde aşırı gübre kullanımı ve evsel atıklar bulunuyor. Ayrıca, göle karışan sanayi atıkları ve düşük su akışı gibi faktörler de bu kirliliği artırmaktadır. Yüksek fosfor ve azot seviyeleri, alglerin hızla çoğalmasına ve suyun oksijen seviyesinin düşmesine neden olur, bu da göldeki ekosistemi olumsuz etkiler.
Normalde, fosfor seviyesinin 0.02 - 0.1 mg/L arasında, azot seviyesinin ise 0.1 - 0.5 mg/L arasında olması gerekir. Bu seviyeler, alglerin sağlıklı bir şekilde büyümesine ve suyun dengeli kalmasına olanak tanır. Ancak Eğirdir Gölü'ndeki mevcut seviyeler, suyun toksik hale gelmesine, cilt ve sindirim sistemi hastalıklarına yol açan bakteriyel kirliliğin artmasına ve alg patlamalarının yaşanmasına neden olmaktadır.
Özellikle mavi-yeşil algler, suya zehirli bileşikler salarak insanların sağlıklarını tehdit eder. Bu toksinler, suyla doğrudan temasa geçen kişilerde deri döküntüleri, alerjik reaksiyonlar ve solunum yolu hastalıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Muhabir: Kübra Kevser KARATAŞ