Kavşakta Çarpıştılar: Yaralılar Var
Kavşakta Çarpıştılar: Yaralılar Var
İçeriği Görüntüle

Hayatı boyunca sanatla iç içe olduğunu belirten Aşık; “On nüfuslu bir ailenin üçüncü çocuğuyum. 5. sınıftayken de kimse öğretmeden göre göre bağlama çalmaya başladım. Ortaokula geçtiğimde bisikletimi sattım ve bağlama aldım. Neşet Ertaş’a ve amcama karşı hayranlığım vardı. Amcam bir söylediğini bir daha söylemezmiş. Sevinçten ölüyorum sazım var çünkü. Bunu da amcama söyledim. Amcam bana ‘At onu ekmek kazanmayı öğren’ dedi. Ben yıllar sonra ekmeğimi sazdan çıkardım. Düğün müzisyenliği de yaptım. Aradan 1 yıl geçti birisi amcama sazını getirdi. Zaten 1 buçuk oda evimiz vardı. Orada ben sazı akord ettim. Amcamdan da bana tahtacı samahını öğretmesi için rica ettim. Sen ne zaman öğrendin diyerek şaşırdı. Amcam da sonrasında bana güvenerek beklentisini açıkladı. El vermiş oldu bu sayede” diye konuştu.
Saz geleneğinin dedelerinden kaldığını vurgulayan Aşık, Isparta’ya birçok eser kazandırdığını söyledi. Açıklamasında; “Saz geleneği aslında dedemizden kalma. Dedem gezgin aşıklardanmış. Bu bölgede Akdeniz, Ege bölgesinde bilinen bir adamdı. 102 yaşında öldü. Bir hak aşığı bir de halk aşığı vardır. Ozan Aşık Veysel gibi ben de hem hak hem de halk aşığıyım. Bunların peşinden gider isteklerini dinler ona göre türkü okurum. Aşıklar etkilenir ve yazar. Benim de Isparta’ya yazdığım ‘Kalmamıştır halısı, solmuştur gülü. Noldu Torosların oğlu bizim illere’ diye betonlaşmaya yazdığım bir türküdür. 2-3 kitap olacak şiirlerim derlemelerim vardır. Bir düğünde sazcılık yaparken biri bir ukalalık yaptı ve bende sazı kafasında kırarak düğünlerde çalmayı bıraktım. Sonrasında halk oyunları usta öğreticisi oldum. Isparta’yı halk müziği ve oyunlarında en az 50 vilayette temsil ettim” dedi.

Muhabir: Ali İhsan Topal