Devletimizin kurucusu Büyük Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gün olan 24 Kasım, bizler için kutlu ve çok anlamlı bir gün. Hayatını ilim ve irfana adayan, aklın ve bilimin yol göstericiliğinden ayrılmayan, Başöğretmenimizin izinde, O’nun öğretilerini, ilke ve inkılaplarını pusulası yapan öğretmenlerimiz, hem toplumun yükselmesi, ilerlemesi ve güçlenmesinin öncüsü hem de geleceği çağın gereklerine göre tasarlayan itici kuvvettir. Öğretmenlerimizin, derya deniz misali bilgisi ve birikiminin sonu görünmez. Bilgi ve tecrübelerini aktarırken, öğrencilerinin becerilerini geliştirirken, nitelikli insan kaynağı oluştururken, medeniyetimizi de zenginleştirirler. Ama öğretmenler sadece mesleği bilgi öğretmek olan kimseler değildir. Onlar aynı zamanda çocuklarımızı hayata hazırlayan, onların ruhsal gelişimlerini besleyen, kişiliklerine yön veren kahramanlardır. Eğitimi biz beka meselesi olarak görüyoruz. Zira bir ülkenin gelişmesinin, ilerlemesinin, demokrasinin yaşatılmasının, müreffeh ülkeler düzeyine ulaşmasının en önemli aracı eğitimdir.
Söz değil icraat zamanı. 24 Kasım’da taleplerimiz karşılanmalıdır.
“Söz değil, icraat zamanı” diyen Başkan Çelik, öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde artık somut adımlar beklediğini vurguladı.
Bu noktada, Başkan Çelik, Türk Eğitim Sen’in öncelikli taleplerinden bazılarını şu şekilde sıraladı:
“Öğretmenlerimize 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde bir maaş ikramiye verilmelidir.
Tüm kamu çalışanlarının olduğu gibi, öğretmenlerimizin de ciddi ekonomik sorunları var. Bu sorunların giderilmesine yönelik somut adımlar atılmalı, gerekli tedbirler bir an önce hayata geçirilmelidir. Ek zam ve maaşlara refah payı eklenmesi temel taleplerimizdir.
Tüm öğretmenler kadrolu olarak istihdam edilmelidir. Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi olmaz! Kamuda aynı işi yapanlar farklı statüde istihdam edilemez! Bu nedenle, tüm sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmalı, ücretli öğretmenlik tamamen kaldırılmalıdır.
Anayasamızın temel hükümlerinden biri de aile bütünlüğünü korumaktır. Aile birliğini sağlamamanın hiçbir gerekçesi meşru değildir. Bu noktada hem iller arası hem de il içi tayinlerde, eş durumu nedeniyle mağdur olan hiçbir öğretmenimiz kalmamalıdır. Bu, hem insani hem vicdani bir sorumluluktur; aynı zamanda Anayasa’nın kamu yönetimine yüklediği bir görev ve vebaldir.
Öğretmenlerimizin itibarını koruyacak tedbirler alınmalıdır. Örneğin, CİMER uygulaması…
CİMER, kamu yönetiminin vatandaşlara kamu hizmetlerinin denetimi konusunda sunduğu önemli bir imkândır. Ancak, bugün iki satır mesnetsiz bir ifadeyle yapılan başvurular, öğretmenlerimizden savunma istenmesine yol açmaktadır. Bu durumu kabul etmiyoruz. CİMER’e yapılan başvurular sembolik de olsa bir ücrete tabi tutulmalıdır.
Ayrıca, dayanağı olmayan, asılsız başvurular için başvuru sahipleri hakkında hem idari, hem mali, hem de cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda eğitimcilere yönelik şiddet olaylarına verilen cezaların %50 oranında artırılması, Türk Eğitim-Sen’in uzun yıllardır dile getirdiği taleplerden biridir. Kanunda bu düzenleme yer almasına rağmen uygulamada halen yetersizlikler bulunmaktadır. Ne yazık ki okullarımızda öğretmenlere yönelik şiddet olayları devam etmektedir. Bu nedenle, şiddet olaylarına karşı yaptırımlar tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır.
Yönetici atamaları, başarıyı, liyakati ve ehliyeti esas almalı; referans ve iltimas değil, adalet belirleyici olmalıdır.
MEB Yönetici Atama Yönetmeliği’nde yapılması planlanan değişiklikler ile ilgili çalışmaların sürdüğünü dile getiren Başkan Çelik, “Sizlerin aracılığıyla MEB’e bir kez daha sesleniyorum: Tüm atamalar, ehliyet, liyakat ve adalet ilkeleri doğrultusunda yürütülmelidir. Proje okulları da dahil olmak üzere tüm yönetici atamaları yazılı sınav esasına dayanmalıdır” dedi.
Proje okullarının sınavla öğrenci alan, nitelikli eğitim kurumları olduğuna vurgu yapan Çelik, ne yazık ki bugün bu okullara yönetici atanırken objektif kriterlerin değil, tamamen keyfî uygulamaların hakim olduğunu söyledi. Bu okullar da dahil olmak üzere tüm yönetici atamalarının yazılı sınav başarısına göre yapılması gerektiğinin altını çizen Çelik, “Aksi halde, bunun ceremesini hep birlikte çekiyoruz. Cumhurbaşkanımız da defalarca ifade etti: ‘Biz birçok alanda güzel işler yaptık ama eğitimde istediğimiz hedeflere ulaşamadık.’ Bu tespit son derece doğrudur ve en önemli nedeni liyakatsizliktir. Türk Eğitim-Sen olarak biz diyoruz ki: Bir okul, müdürü kadar okuldur. Eğer liyakatli, yetkin ve donanımlı yöneticiler atayamıyorsanız, en nitelikli öğretmenleri bile o okula verseniz istediğiniz başarıyı elde edemezsiniz.
Tedbir alınmazsa MEB, yönetici ve müfettiş bulamama sorunuyla karşı karşıya kalacak.
Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan şube müdürleri, ilçe müdürleri, il müdür yardımcıları ve eğitim müfettişlerinin görevlerinin niteliği ile mütenasip bir aylık ücrete sahip olmadığına dikkat çeken Çelik, “Şayet tedbir alınmazsa MEB, yönetici ve müfettiş bulamama sorunuyla karşı karşıya kalacak” dedi.
Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, şehit öğretmenlerimizi ve ebedi aleme göç eden tüm öğretmenlerimizi 24 Kasım’da minnet, özlem ve Fatihalarla anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedeflere hiç durmadan yürüyor; çağdaş uygarlık yolunda eğitimin rehberliğinde ideallerini yaşatmaya devam ediyoruz.
Öğretmenler Günümüz kutlu olsun.






