İlkokul öğretmenliği emeklisi olan Ahmet Efilti yaşamını sürdürdüğü Turan Mahallesi’nin tarihine değinerek geçmişten günümüze korunan değerleri aktardı. Efilti; “Bu mahalleye bizim Isparta’da 1948 yılında Hasan Karakurt isimli dedem gelmiş. Burası eskiden Rumların mahallesiymiş. Onlar gidince de tahtacı alevileri buraya azınlık olarak gelmişler. Ufak ufak odalarda hep birlikte kalırlarmış. Korkudan birbirlerinden ayrılamazlarmış. Bu evde 6 kız 1 erkek yaşıyorduk. Benim abim de buranın ilk müzisyen eğitimcisiydi” dedi.

Isparta’da trafik ihlali korku dolu anlar yaşattı
Isparta’da trafik ihlali korku dolu anlar yaşattı
İçeriği Görüntüle

İçinde bulunduğu kültürün sürdürdüğü alışkanlıkları belirten Efilti; “Tahtacı aleviler bir ağaç kesmeden önce ağaçtan rızalık alınır, yeşile sevgi ve saygı, 2 fidan daha dikilerek gösterilirmiş. Biz ekmeğimizi senden kazanıyoruz, senden 2 tane daha getiriyoruz manasına gelir. ‘Niyaz’ derler.Biz ağacın içerisinde bir toplum olduğumuz için onu birçok farklı şekilde değerlendiriyoruz. Kaşık, bağlama gibi ürünleri de elde yapanlarımız var. Bizim kültürde sanata el verme de vardır. Çünkü bilgi kişiyle göçüp gitmesi diye. Öğreticiler bu yüzden öğretir. Ahi Evran da alevi kökenlidir. Ustalıkla usta etmek lazım” dedi.

Evliliklerin kadın ve erkeğin birbirine gösterdiği eşitlik kavramını taşıdığını vurgulayan Efilti, 65 yıllık evliliğinin de maddi zorluklar sebebiyle yaşanan ‘kaçırma’ ile başladığını belirtti. Bizim kadınlarımız bizim eşimiz ve eşitimizdir. Erkek de kadın da aynı hakka sahiptir. Kadın bizim ocağımızı tüttüren yakan insandır. Eskiden maddi zorluklar yüzünden evlilikler zor olurdu. Birbirini sevenler önce kaçar sonrasında aile rızası alınırdı. 86 yaşındayız biz 65 yıllık evliyiz. Biz de bu şekilde evlendik. 60 yaşında öğretmen emeklisi çocuğum da var. Torunumuzun da kızı var” diye konuştu.

Mahallenin okuma yazma oranının yüzde 100 olduğuna değinen Efilti, yaşadıkları evin yaklaşık 100 yıllık olduğunu söyledi. Açıklamasında; “Bizde çoğu erkek askerlikte okuma yazmayı öğrenmiştir. Bu mahallede okuma oranı da yüzde 100’dür. Topraktan ekmeğimizi kazanmayı daha yeni yeni öğrenebildik. Öncesinde zaten orman işçiliği yapıyorduk. O zamanlar da hızarcılık bu kadar yoktu tabi. Tahtacıların çoğunun elinden her bir marifet gelir. Çünkü ekmeği çıkarmayı zor öğrenmişlerdir. Zamanında dışlanan bir azınlık oldukları için elinde bulunan değerleri en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmışlar. En okumayanı da lise mezunudur buranın. Eskiden yatak döşek yoktu. Yokken de daha değerliydi. Benim görev yaptığı bu mahallenin okuluna da bu mahallenin çocukları gelirdi. Herkes herkesi tanıyordu fakat artık kimse kalmadı. Çoğu ev bomboş. Boş olan çoğu ev de 100-120 yıllık. Bizim yaşadığımız ev de 100 yıllık vardır” şeklinde konuştu.

Dad1B677 7Ad5 4D1A 93Bd 9Bfba8A7F44EE1629Ac7 549B 4F38 9791 B2C499670A24447C6594 D91A 4786 Ab9D 5164B6874Df0780E3Be9 511A 423A 967E B792D6Bdcc36Be8E0269 1557 48Af 8146 0324Ed78F1Eb85E7Df16 05Df 4A9C B566 5Cf5C44D8F22234Efcb7 9F47 4F15 B031 Fa477908372B8E0Df998 Cf3F 4666 Bbf7 656257415C46

Muhabir: Kübra Kevser KARATAŞ